Junior Memurun El Kitabı serisinde tarih kadar eski bir olgudan bahsetmek istiyorum: memur olmak.

Memurluk, beylikdüzü'nde oturmak, bankalarla muhatap olmak, şehir trafiği gibi toplumsal hafızanın ne tamamen olumlu ne de olumsuz beyaz gürültü ögelerinden biridir. Bir taraftan çok da geçirgen bir konudur. Kime sorsanız üzerine konuşabilir, yorum alabilirsiniz. Şimdilerde soracak olursanız memuriyetin, uluslararası kariyerin 180 derece zıttı olduğuna yönelik karşılıklar almanız olasıdır; sıkıcı, uyumsuz, gri, standartlaşmış…

Sayılan örnekler geleneksel roller için doğrudur, nitekim o rollerde yenilikçi kişilere, gençlere veya doğrudan yenilik olgusuna yer verilmemiştir. Beni ilgilendiren taraf kamuda Y ve Z kuşakları ile iletişimde kalmak için ortaya çıkarılan yeni rollerdir. Özellikle insanlara doğrudan temas eden, periyodik seçimler nedeniyle performans kaygısı taşıyan yönetimlerin sosyal medyada ve katılımcı yönetim uygulamalarında daha aktif olmaya başladıklarını görüyoruz.

Bu pozisyonların internet dünyasını, dijital içerik üretimini bilen; alışlagelmişin dışında fikirler üreten gençlerce doldurulduğunu, bu trendin devam edeceğini söylemek aykırı bir öngörü olmaz. Her yaştan ve sosyo ekonomik tabandan insanın temel içerik tüketme mekanının internet olduğunu artık tartışmıyoruz bile, doğal olarak isteklerin internette görülen ve öne çıkarlan şekilde evrileceğini de söyleyebiliriz. Nitekim öyle de oluyor. Eskiden mekanlarda fiziksel ihtiyaçları (barınma, güvenlik) gidermek üzerine örgütlenen aygıtlar; sosyal tabanı yükseltecek çalışmaları (istihdam etkinlikleri, atölyeler) tercih ediyor.

Elbette yarı yarıya tepeden inen bu değişimin yöneylem bilgisi devlet kurumlarının içerisinden gelmedi ve gelmeyecek. Yurt dışından gelerek farklı modellerle yerelde uygulanmaya çalışılan dönüşüm stk'lar, üniversite işbirlikleri, şirketlerin entegrasyon partnerlikleri gibi aktörlerle uygulanmaya çalışılıyor. Bazen bunlardan birkaçı bazen yalnızca bir kişinin “mega proje” getirmesiyle, ne kadar sürdürülebilir ve geçirgen olduğu tam ölçülemeyen politikalar var olan düzleme eklemlendirilmeye çalışılıyor.

Her ne şekilde uygulanırsa uygulansın, dönüşümün başarılı olması için aktörlere ihtiyaç duyuldu ve duyulacak. Ancak aktörlerin yapısında ve niteliğinde de bazı dönüşümler söz konusu: internet kültürünü, katılımcı yönetimi ve benzeri konuları anlamak isteyenler 10 sene önce büyük danışmanlık firmalarıyla anlaşmayı tercih ederken son yıllarda stk'lar, gönüllü kolektifleri, araştırma merkezleri, doğrudan katılım metotları ve öğrencilerle çalışmayı tercih etmeye başladılar. Bunun bir sonraki aşaması özellikle yerel yönetimlerin tamamen inovasyondan sorumlu ekipleri kendi içerisinde kurmasıdır. Yeni kuşağın sorunlarına kafa yormak ve katılımcı çözümler geliştirmek için; aynı zamanda yeni nesil çalışma alışkanlıklarını devlet kurumlarına kazandırmak için işe alınan gençler…

20 yaşındayım ve okulum devam ederken kamuda çalışmaya başladım. 1.5 yıldır zaman zaman kendimi zorlayarak yaptığım gibi; çalıştığım yerde yaşadıklarımı, yaşanması muhtemel şeyleri dillendirmek istedim. Yaptığım iş geleneksel olarak kamuyla ilişkilendirilen masabaşı rollerden biri olmadığından, aynı zamanda bu tarz rollerin gelecekte daha da artacağını düşündüğümden yazının bir parça karşılaştırma içermesini istiyorum.

Çalıştığım ortamı henüz 1.5 aydır gözlemleme imkanım oldu. Yine de kariyer planlamasına kafa yoran yaşıtlarıma aktarabileceğim önemli şeyler gözlemledim. Eğer siz de yukarıda bahsettiğim gibi, kamunun herhangi bir parçasında çok paydaşlı problemleri çözmek için kurulmuş genç ekiplerden birine katılma imkanı elde ettiyseniz; veya geleneksel tanımların dışında kamuda bir kariyer hedefliyorsanız. Bu seride aktardıklarım sizi doğrudan ilgilendiriyor demektir.

Büyük firmalardan entegrasyon ve süreç danışmanlığı almak yerine katılımcı çözüme odaklanılması; genç yeteneğe talep alanı oluşturulması anlamına geliyor. Ancak henüz haritalandırılmamış, bilinmeyen alanlara riskli yatırımlar yapılmaktan kaçınıldığı da bir gerçektir. Bu nedenle devlet kurumlarında “hip” rollere başlayacak kişilerin geleneksel rollere oranla daha çok problemle karşılaşması, hiyerarşik sıkıntılar çekmesi olasıdır.

Yine de, üniversite sayısının kontrolsüz şekilde artmasıyla çoğu üniversite öğrencisi ve mezununun özelleşme ve uzmanlaşma imkanı bulamadan mezun olduğunu, ingilizce bilen/tool kullanan ofis çalışanı olarak puzzle parçalarından hallice kariyerlere adım attıklarını gözlemliyorum. Özellikle sözel bölümlerin mezunları, yabancı dillerinin dışında hard skill geliştirme imkanlarından uzak kalıyorlar veya geliştirebildikleri hard skillerin akademi dışında bir uygulaması olmadığını fark ediyorlar. Sonuç: farklılaşma imkanı olmayan, ilerlemek için kurumsal hiyerarşiye mahkum insanların sayısı artmakta. Özelleşme imkanı sıfırda yakın olduğundan gençlere giriş-orta seviye işlerde yeterince sorumluluk verilmiyor bu da 1-2 yıllık periyotlarda insanları iş değiştirmeye sevk ederek özelleşme imkanını daha başlamadan törpülüyor.

Kamuda, çığ gibi büyüyen ve siyasi görüşünden bağımsız olarak bütün aktörleri etkileyen büyük sorunlar var. Bunların en önünde NEETs, göç ve eğitim gibileri geliyor. İşin ilginç yanı sorunların çözümünde çok yönlü yaklaşımlara ihtiyaç duyulmasıdır. Hem teknolojiden, hem bürokrasiden, hem uluslararası çalışmalardan hem de sosyal bilimlerden bilgi sahibi kişilerin toplu eforlarıyla ancak yerel düzeyde iyileştirilebilecek bu açmazlar, giriş-orta seviye özel sektör çalışmalarına göre kariyerine yeni başlayan profesyonellere daha fazla sorumluluk alma imkanı sunuyor.

Çoğu sözel bölüm mezununun NGO'lar ve uluslararası örgütler vasıtasıyla bu tür sorunların çözümüne katkı sağladığını biliyoruz. (örn. Habitat for Humanity, UNDP) bir taraftan da gençler arasında zaman zaman faaliyetlerinin tabana yayılma gücü hakkında negatif-nötr atıflarla hatırlanabilen kamu kurumları yer almakta. NGO'lara kıyasla daha fazla fona ve regülatif güce ulaşabilen, uluslararası kuruluşlara göre daha yüksek entegrasyon gücüne sahip kamu; neticede doğru kültür yakalandığı durumda çeşitli sosyal sorunlar hakkında meraklı ve istekli gençlerin fark yaratma atölyesine dönüşme potansiyeli taşıyor.

Açıklamanın ardından, elbette 20'li yaşlarının başında olan gençler için bu kurumların taşıdığı potansiyel olumsuzluklardan da bahsetmem gerekiyor.

Yeteneğin, kurumsal zekaya önlenemeyen dönüşümü

2020'lerin “kişiselleştirilmiş kariyerlerin” dönemi olacağını düşünüyorum, yeni mezunlar durumun farkında olmasa da, bu gidişatı Youtube, LinkedIn gibi mecralardan gözlemlemek mümkün. 200x-2017 yılları arasında öğrenci ve mezunlara kariyerlerinde fark yaratmaları için verilen öğüt; dil öğren, yurt dışına git, sertifika programlarına katılmaları gerektiği şeklindeydi. Böylece kurumsal merdivene daha yukarıdan başlamak umut ediliyordu. Oysa, LinkedIn, kariyer.net gibi sitelerde en çok aranan iş ve staj ilanlarına baktığınızda, özellikle Getir, Insider gibi top startuplarda, çalışanların markalaşmaya gittiğini görürsünüz. Sosyal medyada belirli bir sosyal veya ekonomik problemi ilgilendiren sayfalar açtıklarını, internet sitesi veya topluluklar kurduklarını gözlemlersiniz. Böylece bildikleri, yaptıkları ve satabildikleri her şeyin belirli bir kurum içerisinde olup bitmesini farkında olarak veya olmayarak engellemiş oluyorlar. Kendi hikayelerini, markalarını üreterek satabilecek düzeye kendileri geliyorlar. Aynı şeyi, kabul ettikleri her öğrencinin “marka” olmasını isteyen; yüksek eğitim kurumlarından çok elit tüketim ve belgelendirme merkezleri haline gelen Harvard, Stanford, MIT gibi üniversitelerin lisans seviyesinde oluşturduğu sınıflarda görebilirsiniz.

Girişimci olmanın en sevdiğim yanı, piyasada bağımsız hareket ederek kuralları alaşağı edebilmektir. Aynı kural markalaşan, kişiselleştirilmiş kariyerler kısmında da geçerlidir. Yaptığınız iş kişiliğinizle birleştiğinde 21. yüzyılın iş hayatının kazananları arasına giriyorsunuz.

Dror Poleg‘in bahsettiği gibi, geleceğin organizasyonları; sprintler halinde projeler geliştiren, hızlıca pazarlamak için gerekli dağıtım kanallarına sahip, maaş ödemek yerine kendi bütçesini oluşturan, uluslararası kalitede, markalaşmış çalışanlara sahip işletmeler olacaktır.

Kamuda çalışmayı tercih edenlerin markalaşma aşamasına geçişte büyük sorunlar yaşayabileceğini düşünüyorum. Kurumlar insanlara ve süreçlere takılmazlar ve bildiğiniz her şey yakında kurum zekasına dönüşür. Bu nedenle global kariyerler istiyorsanız bir taraftan yaptığınız yan projelere sıkı sıkı sarılmanızı öneririm. Kendinizi ilgilendiğiniz konularda yeterince geliştirmeyi önünüze çıkandan fazlasını almayı unutmayın.

Riskten kaçınma

Kamuda çalışanların çoğunluğunun kariyer tercihlerini riskten kaçınma odaklı planladıklarını söyleyebiliriz. Riskli ve potansiyel olarak yüksek geri dönüşlü yatırımlar yapılması bu kültürde yer alan bir olgu değildir. Erken yaşta risk almadan belirli görev tanımları doğrultusunda ilerlemek ne kadar mantıklıdır? Riskten kaçınılması yalnızca kurumsal bir gerçek değildir, insanların kendi kişisel gelişim yol haritalarında da bunu gözlemlersiniz. Terfi getiren diploma ve sertifika programları takip edilir. Tavsiye/emir edilen işler gerçekleştirilir.

Bürokrasi

Okul sayılarını artırmanın eğitim kalitesinde artışa neden olmaması gibi kurumlara gençlerin giriş yapmasının kültür mozaiğinde doğrudan değişim yapması pek beklenemiyor. Kariyeri bağlı olduğu kurumda edindiği geçmişe bağlı kişilerin, kafa yapısıyla çarpışmak rutin bir iş haline dönecektir.

Kültür

Kültür genellikle kariyerlerde orta seviye ve üstünde düşünülmesi gereken bir konu gibi ele alınır, ancak ben erken aşamada çalışma hayatına bakışın şekillenmesinde kültürün büyük rol oynadığı görüşündeyim.

Kamu kurumlarını kendimce sınıflandırmam gerekirse; fiziksel çıktı karşılığında işçi çalıştıranlar (belediyeler vb.) zihin çıktısı karşılığında işçi çalıştıranlar (TÜBİTAK vb.) ve planlama, uygulama karşılığında işçi çalıştıranlar (bakanlıklar ve regülatörler) gibi bir kategorileme yapabilirim. Kategoriler ne olursa olsun risk alınmasının pek hoş görülmediği yerlerdir. Yaş bazlı yükselme ve daha bir çok olumsuz durumla karşılaşabilirsiniz. Kaçınmanın yolu mümkün olduğu kadar devlet mevzuat dilini öğrenmek, bildiğinizi göstermek aynı zamanda dış görünüşünüz, sunuşunuz ve iş yapış tarzınızla yeni bir soluğu temsil ettiğinizi göstermenizdir.

Potansiyle olumlu yönler

Yazının genelinde belirtmeye çalıştığım gibi, kamu dışarıya açıkça yayınlamasa da bireylere doğrudan temas eden hizmetlerde yenilenmeye ve gençleşmeye ihtiyaç duyuyor. Özellikle gençlik, istihdam, kadın hakları ve göç gibi konularda hiç olmadığı kadar stk-bağımsız kuruluş-devlet kurumu işbirliklerini görmeye başladık. Stk'lar genellikle fon toplamakta ve yüksek kalitede yeteneği bir arada tutmakta sorun yaşamaktalar. Bağımsız ve uluslararası kuruluşlar ise entegrasyon gücü problemi çekmekteler. Üçgene bakıldığında en çok deneyimin ve sorumluluğun kesişim noktası kamuda ortaya çıkabilecek yenilikçi rollerde olacak gibi görünüyor.

Çalışmaya devam ettikçe bu seriyi öğrendiklerimden yola çıkarak güncellemeye çalışacağım. Her zaman opsiyonlarınızı geniş tutmayı unutmayın :)